
15 Temmuz FETÖ/PDY darbe girişiminin 10. yılındayız.
Vatanı ve bağımsızlığı uğruna canını hiçe sayan aziz şehitlerimize Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum.
Kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
15 Temmuz’da karanlık geceyi aydınlığa çeviren destansı bir halk direnişi yaşandı.
Milletimiz tanklara gövdesini siper etti.
Canı pahasına vatanını savundu ve tarih yazdı.
Bu direniş; milletimizin mayasındaki imanın ve bağımsızlık ruhunun tezahürü olarak tarihteki yerini aldı.
Ancak açık yüreklilikle ifade etmek gerekir ki, 15 Temmuz önlenmesi imkansız bir süreç değildi.
Devlet kadrolarını şekillendirmede ehliyet ve liyakat kriterlerinin terk eden AK Parti iktidarının affedilmesi imkansız yönetim yanlışları oldu.
Bu zaaf ve yanlışlar, ihanet şebekesi FETÖ/PDY yapılanmasının devletin kılcal damarlarına sızmasına zemin hazırladı.
Yıllar boyu yapılan uyarılara kulak tıkanmasaydı o kara gece belki de hiç yaşanmayacaktı.
Uyarılarımıza kulak tıkamasaydınız "aldatıldık" demek zorunda kalmayacaktınız.
Merhum Erbakan hocamızın “Bu yapı siyonizme asker yetiştirir“ uyarısını dikkate alsaydınız 15 Temmuz hain darbe girişimine giden yolun günahına ortak olmayacaktınız.
Devlet kadrolarını ehliyet ve liyakat yerine günlük siyasi hesaplarla belirli yapılara teslim etmek ve sonrasında "aldatıldık" diyerek sorumluluktan kaçmak iktidar sahiplerinin sığınabileceği bir mazeret değildir.
Millî Görüş’ün "emaneti ehline verme" anlayışını terk etmeseydiniz devlet içinde paralel bir yapılanmanın kurulması asla mümkün olmazdı.
15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde saldırıların ana hedeflerinden biri de Gazi Meclisimizdi. Açık yüreklilikle ifade ediyorum ki bütün bu kötülükler Milli Görüş gömleğini çıkardığınız gün başladı.
Bugün iktidarın yapması gereken geçmişteki hatalardan ders çıkarmak, benzer yapılanmalara mahal ve imkan tanımamaktır.
Devlet kadroları yeniden ehliyet ve liyakatle buluşturulmalıdır.
Gerçek bir hesaplaşma için piramidin bir bölümüyle hesaplaşmak yetmez. İhanetin bütün katmanları yargılanmalı, ancak bu yargılamalar sırasında mutlak adalet prensibinden de asla sapılmamalıdır.
15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasındaki ABD, CIA, NATO ve küresel sermaye odakları da açıkça deşifre edilmelidir.
Zira bu odakların kontrolündeki küresel sermaye ve faiz lobileriyle sürdürülen ilişkiler aziz milletimizi her geçen gün daha da derinleşen bir krizin içine sürüklemektedir.
10 yıl önce canını ortaya koyan, tankların önüne yatan aziz milletimiz bugün derin bir geçim sıkıntısı içindedir.
Ekonomik çöküş ve açlık sınırının altındaki gelirlerle ezilmektedir.
Buna karşın darbe girişimini gizli ya da açık bir şekilde destekleyen küresel faiz lobileriyle ve emperyalist merkezlerle ilişkiler aynen sürdürülmektedir.
Milletimizi hem bu küresel oyunlardan hem de ekonomik sömürü düzeninden kurtaracak tek bir çare vardır.
O da Adil Düzen ve Millî Görüş anlayışıyla Yeniden Refah’ı iktidar kılmaktır.