
BÖLÜM 1: MANEVİ MİRAS, MANEVİ VATAN VE ÇERÇEVE YASA ELEŞTİRİSİ
Değerli kardeşlerim, sözlerimin başında önemli bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bildiğiniz üzere TBMM’de faaliyet gösteren Yeni Yol Grubu’nun milletvekili sayısı, yaşanan bir istifa sonrasında 19’a düştü.
Grubun Meclis çatısı altında çalışmalarını sürdürebilmesi için partimize bir talep ulaştı.
Demokrasinin sağlıklı işlemesi ve milletimizin sesinin Meclis kürsüsünde daha gür duyulabilmesi adına bu grubun devam etmesini son derece önemli bulduk.
Yaptığımız istişareler sonucunda Konya Milletvekilimiz Ali Yüksel Bey’in ‘Yeni Yol Grubu’na katılmasına karar verdik.
Nazik davetleri için Sayın Arıkan’a ve Sayın Babacan’a, bu sorumluluğu üstlenen Milletvekilimiz Sayın Ali Yüksel’e teşekkür ediyorum.
Kararımızın ülkemiz, milletimiz ve Meclisimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
………………………………………………
Kıymetli il başkanlarım, aziz dava arkadaşlarım...
Tarihte bazı anlar vardır; sadece büyük değişimlere neden olmakla kalmaz, asırlar boyu insanlara ilham verirler.
Hamdolsun ki bizim tarihimizde böyle anlar, böyle olaylar çoktur. Bize Anadolu'nun, bu güzel yurdumuzun kapılarını açan Malazgirt Meydan Muharebesi de milletimize ilham veren zaferlerin başında geliyor.
Sultan Alparslan ve askerleri, kendilerinden kat kat büyük Bizans ordusunu hezimete uğratarak Anadolu'nun kapılarını Islam’a ve milletimize açtılar.
Bu büyük zafer elbette sadece bilek gücüyle kazanılmadı; iman gücü olmasaydı bu zafer mümkün olmazdı.
Maddi güce bakarsanız Bizans ordusu çok daha güçlüydü; ama manevi açıdan kuvvetli olan Sultan Alpaslan’ın ordusuydu.
İslam Ordusu’na zaferi getiren, askerlerin yüreğindeki iman ve aralarındaki birlik duygusuydu.
Bizans ordusu ise kaba güçten ibaret bir et yığınıydı. Sultan Alparslan ve askerlerinin karşısında bu ruhsuz et yığını tüm maddi üstünlüğüne rağmen paramparça oldu.
- Aradan asırlar geçti. Bu defa sömürgeci ırkçı emperyalistler vatanımızı işgale yeltendi.
Asırların hesabını kapatmaya gelmişlerdi; rüyalarını süsleyen İstanbul'u bizden alacaklardı.
Açık açık söylüyorlardı: Onların gözünde hasta adamdık. Kendi kudretlerini ise sınırsız görüyorlardı.
Anlaşma masalarında vatanımızı bölüp parçaladılar. Sonra da bize dönüp "Direnmeyin, kaderinize razı gelin." dediler.
İşte o anda Anadolu ayağa kalktı. Memleketin her karış toprağında istiklal için kongreler düzenlendi; millet namusu ve hürriyeti için silaha sarıldı. Paşalar apoletlerini söktü, hocalar fişeklerini kuşandı. İşçi, köylü, esnaf, eşraf, kadın, erkek, yediden yetmişe tüm millet dişiyle tırnağıyla harp etti.
"Karşımda koskoca İngiltere var" demedi, "Fransa var" demedi, "İtalya var" demedi; "Bana ne İngiltere'den, bana ne Fransa'dan!" dedi.
"Kuvvet ve kudret sahibi sadece Cenab-ı Allah'tır." dedi ve bu imanla cihat etti.
Aziz kardeşlerim,
İşte bu şuurla biz yedi düveli yenerek vatanımızı kurtardık. 23 Nisan'da dualarla açtığımız Büyük Millet Meclisi, sadece Anadolu'nun değil, ırkçı emperyalizmin pençesinde asırlardır eziyet çeken tüm mazlum coğrafyaların umudu oldu.
Yunan ordusu Ankara kapılarına dayandığında, Meclis'in Kayseri'ye taşınması gündeme gelmişti. Top sesleri Meclis'ten duyulacak kadar yakındı.
Fakat Allah'ın inayeti, mücahit dedelerimizin azmi sayesinde zafer bizim oldu.
Aziz kardeşlerim,
İşte biz "Manevi Vatan" derken tam olarak bu direniş ve mücadele ruhunu kastediyoruz.
Malazgirt'te bir ruh vardı: Sayıca kat kat üstün bir orduya karşı, "Şehit olursam beni elbisemle gömün, Allah'ın huzuruna gaza elbisemle çıkmak istiyorum." diyen bir Sultan vardı.
Sakarya'da, Dumlupınar'da aynı ruh vardı: Mermisi biterken geri çekilmeyen, mermisinin bittiği yerde palasını çeken, palası yoksa çıplak elle dövüşen, kağnısını cepheye süren, canını malını feda etmekten çekinmeyen bir irade vardı.
Bu millet en zor günlerinde bile duruşundan taviz vermedi. Çünkü madden zayıf olsak da manen kuvvetliydik. Manevi Vatan sağ salim ayaktaydı. Manevi Vatan sağlam olunca vatanın kurtuluşu da mümkün oldu.
İşte biz bu yüzden ısrarla Manevi Vatan diyoruz!
…………………………………………………….
Peki bugün o ruh nerede kardeşlerim? Bugün gençliğimize baktığımızda ne görüyoruz?
- Gençliğimizin millî ve manevi değerlerinden koparıldığını görüyoruz.
- İnanç dünyamız hedefte; deizm ve inançsızlık salgını çığ gibi büyüyor.
- Uyuşturucu her yeri sarmış !!
- Aile kurumu, milletimizin temeli çatırdıyor!
Bakın resmi rakamlara; yılda 200 bine yakın aile dağılıyor, boşanmalar rekor kırıyor!
Doğurganlık hızı 1,42’ye kadar geriledi; ülkemizin nüfusu hızla yaşlanıyor!
Milletimiz köklerinden, inancından ve değerlerinden kopuk bir yığına dönüştürülmek isteniyor!
Malazgirt'i, Dumlupınar'ı kazandıran o manevi cephe bugün adım adım aşındırılıyor.
Bu defa Manevi Vatanımız tehdit altındadır!
Ve buna göz yumanlar, bir yandan da ecdat edebiyatına başvurmaktan, tarihimiz üzerinden ucuz siyaset devşirmekten asla geri durmuyorlar!
Beyoğlu Fest, Poizi Çelişkisi ve Vizyon
Yozlaşması
Aziz dava arkadaşlarım…
AK Parti Gençlik Kolları 29 Ağustos’ta BeyoğluFest diye bir festival düzenliyor.
Sahneye çıkardıkları şarkıcıya bakıyorsunuz: Sahne adı "Poizi"! 2002 doğumlu bir genç...
Yani tam da bu iktidarla yaşdaş!
Peki, ne demek bu Poizi biliyor musunuz?
Batı dillerinde "zehir" demek, zehir!
Şimdi ben buradan iktidara soruyorum: Siz bu gençliğe ne sunuyorsunuz? 24 yıldır verdiğiniz ekonomik zehirler yetmedi de şimdi festival adı altında bir doz da "Poizi" mi katacaksınız?
Nereden nereye geldiler kardeşlerim, nereden nereye! Dindar nesilden Pudra şekerine, oradan da Poizi’ye geldiler!
Daha iki gün önce Ahlat’ta, Malazgirt’te nutuk atıyorlar... "Sultan Alparslan" diyorlar, "Malazgirt ruhu" diyorlar, ecdat edebiyatı yapıyorlardı!
Gündüz Malazgirt’te nutuk atıp gece Beyoğlu’nda festival adı altında bu yozlaşmayı düzenlemek neyin nesi?
Tıpkı Haliç Köprüsü’nde Gazze mitingi yapıp, sonra da FSM Köprüsü’nü ABD bayrağı renkleriyle ışıklandırdıkları gibi bir çelişki daha…
Malazgirt ruhu; adının anlamı zehir olan figürleri, sözde rol modelleri sahnelere taşımakla değil…
Tarihine, özüne, köklerine bağlı bir nesil inşa etmekle yaşatılır!
Bu sebeple diyoruz: İş başa düştü!
Gençliğimizi iktidar sarhoşluğunun kibrinden ve zehrinden kurtaracak, manevi kalkınmayı sağlayacak kadrolar buradadır,
Yeniden Refah’tadır…!
BÖLÜM 2: MİLLİ GÖRÜŞ GÖZLÜĞÜ DİSKURU
Dahası da var kardeşlerim...
Bakınız, iktidar kanadının gözüne girmek için çabalayan birileri çıkmış, sosyal medyada paylaştığımız bir videoda giydiğimiz keten gömleğe takılmış!
"Keten gömlek giyip mücahitlik yapıyorlar" diye akıllarınca bizi eleştirmeye kalkıyorlar!
Biz bu sığ tartışmaların çok üstündeyiz, bu laflara gülüp geçeriz! Gençlik kollarımız zaten cevabını vermiş; "Sizin derdiniz keten gömlek değil, Millî Görüş gömleği." demiş.
Buradan onlara sesleniyoruz: Siz üzerimizdeki keten gömlekten değil, o Millî Görüş gömleğinden rahatsızsınız!
Birileri zamanında "Millî Görüş gömleğini çıkardık" diye övünürken biz o şerefli gömleği bir an olsun üzerimizden çıkarmadık. Ve son nefesimize kadar da çıkarmayacağız inşallah…
Şimdi buradan kendilerine diyoruz ki: Siz o şanlı gömleği çıkardınız, tamam...
Tekrar giyecek ferasetiniz, basiretiniz ve cesaretiniz yok, ona da tamam...
Şimdi size elimizi bir kez daha uzatıyoruz.
İktidar mensuplarına reçeteyi yazıyorum:
İleri derecede görme bozukluğu nedeniyle her birinize birer “milli görüş gözlüğü”…
Çünkü bizim baktığımız gibi bakmadan, bizim gördüğümüzü görmeden Türkiye düzelmez!
Millî Görüş gömleğinden geçtik, size Millî Görüş gözlüğü öneriyoruz…!!
BÖLÜM 3: TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESELESİ
Kıymetli İl Başkanlarımız,
Önemli bir süreçten; ülkemizin ve milletimizin geleceğini yakından ilgilendiren, "Terörsüz Türkiye" tartışmalarının yürütüldüğü kritik bir dönemden geçiyoruz.
Önce şunu açıkça ve net bir şekilde ortaya koyalım:
Terörün bitmesini bu milletten daha çok arzulayan kimse yoktur. Terörsüz bir Türkiye, milletimizin ortak hayalidir.
40 yılı aşkın süredir bu topraklarda dökülen kanın durmasına, milletimizin bir daha şehit acısı yaşamamasına, anaların gözyaşı dökmemesine elbette "evet" diyoruz.
Yeniden Refah Partisi olarak duruşumuz nettir; neye evet, neye hayır dediğimiz açık ve berraktır:
Neye evet diyoruz?
Terörün tamamen bitmesine, akan kanın durmasına, kardeşlik hukukunun tesis edilmesine ve Kürt kardeşlerimizin hak ve adalet zemininde kucaklanmasına evet diyoruz.
Neye hayır diyoruz?
Şartlı tahliye ya da infaz düzenlemesi adı altında (pişmanlık şartı bile aranmaksızın) teröristlerin sokağa salınmasına, iki üç yıl içinde siyaset sahnesine taşınmasına tabii ki hayır diyoruz.
İşte tam da bu ilkesel duruşumuz sebebiyle; ne terörü meşrulaştıran bu sürece ortak oluyor, ne de terörün bitmesi amacına karşı çıkıyoruz.
- Ayrıca biz, “Bu ülkenin geleceğini ilgilendiren en kritik kararı, ancak ve ancak bu vatanın asıl sahibi olan milletimizin kendisi verebilir” diyoruz.
Tam da bu gerekçeyle bu düzenlemenin, bu adımların doğrudan milletimizin önüne gelmesini ve referanduma sunulmasını istiyoruz!
Biz referandum istediğimizde, "Referanduma ne gerek var, Meclis zaten milli iradenin temsilcisi değil mi?" diyorlar. Elbette Meclisimiz gazi bir meclistir, milli iradenin tecelligahıdır.
Fakat bugün mevcut Meclis aritmetiği milli iradeyi yansıtmamaktadır!
Neden mi?
Zira daha geçen seçimlerde, 2023 senesinde birbirine her türlü hakareti eden, faşist, ırkçı, terörist, vatan haini diyen; karşıdakini düşmanlaştırarak, seçmen iradesini manipüle ederek oy isteyenler ve çok farklı kesimlerden oy olan partiler bugün kol kola girmişlerdir. İrade fesada uğramıştır.
AK Parti, DEM Parti ve MHP üçlüsünün, CHP’nin de desteğiyle sağladıkları aritmetik çoğunluk milletin iradesinin yansıması değildir.
Yeniden Refah Partisi olarak açık ve net çağrımızı yapıyoruz: Bu yasa doğrudan halkımızın oyuna, yani referanduma sunulmalıdır!
Eğer iktidarın amacı gerçekten toplumsal barışsa, milletin hakemliğinden kaçmasın; kararı sandıkta doğrudan milletimiz versin!
BÖLÜM 4: EKONOMİK KABUS, MEHMET ŞİMŞEK VE MİLLETİN ÇIĞLIĞI
Sn. Mehmet Şimşek 3 yıldır aynı nakaratı tekrarlıyor: "Rasyonel zemin, rasyonel politika!"
Gelin bu sahte rasyonelliğin maskesini indirelim!
- Londra’daki tefecilere trilyonlar akıtmak rasyonel, emekliye insan gibi yaşayacak maaş vermek hayal!
- Rantiyeciyi ihya etmek rasyonel; çiftçiye gübre, sanayiciye can suyu vermek hayal!
- İmtiyazlı Holdinglerin vergi borçlarını tek kalemde silmek rasyonel; asgari ücretliye nefes aldırmak hayal!
- Trilyonları kamudaki israfa, lükse, şatafata harcamak rasyonel, küçük esnafa destek olmak hayal!
Bize "hayalci" diyenlere sesleniyoruz: Merhum Erbakan Hocamızın dediği gibi; bizim MG olarak yaptıklarımıza sizin hayalleriniz bile yetişemez..!!
Erbakan Hocamız 54. Hükümette Havuz Sistemi ile, Denk Bütçe ile rantiyenin hortumunu kesti.
Memura yüzde 130 maaş zam yaptı, asgari ücreti yüzde 102 artırdı, emekliye yüzde 320 maaş artışı yaptı, çiftçiyi köylüyü de verdiği taban fiyatlarıyla abad etti.
Siz ise faiz lobisine çalışmayı millete "rasyonellik" diye yutturmaya çalışıyorsunuz!
2026 yılı bütçesinde faize tam 2,7 trilyon lira ayrıldı. Hazine dakikada 5,1 milyon lira faiz ödüyor!
Londra tefecilerine trilyonlar yağarken; emekliye 23.552 lira, asgari ücretliye 28.075 lira reva görülüyor. 4 kişilik ailenin açlık sınırı 38 bin lirayı geçmişken bu maaşlar milletle açıkça alay etmektir!
- Geçen gün Mehmet Şimşek Batman’da evladı için iş isteyen Kürt bir anaya "Memlekette fabrika çok, iş var." demişti.
Siz milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz?
"Fabrika çok" diyorsunuz ama TÜİK rakamları ortada:
Son bir yılda iş gücüne katılacak genç sayısı 500 bin arttı. Ama bırakın 500 bin gence iş bulmayı, sanayide 168 bin, tarımda 267 bin kişi işinden oldu.
Geniş tanımlı işsizlik yüzde 30’a dayandı!
Madem fabrika çok, Batman’da “genç işsizlik” neden son yıllarda yüzde 40’a dayandı?
Batman henüz Siirt’in bir ilçesiyken o topraklara sanayiyi getiren bizdik!
Siirt Süt ve Yem fabrikalarını kuran, Kurtalan Çimento’nun bacasını tüttüren Millî Görüş’tü.
O fabrikaları özelleştirme adı altında birer birer elden çıkaran ve kapısına kilit vuran ise sizsiniz!
Mehmet Şimşek Batman’da dertli anaya “fabrika çok” masalı anlatadursun. İktidarın sanayi ufkunu gösteren ibretlik bir icraatını daha gördük.
Erbakan Hocamız, bu ülke kendi çarkını döndürsün diye 1956’nın Türkiye’sinde Gümüş Motor’u kurdu. Bunlar ise Esenyurt’taki Gümüş Motor arazisine bir belediye kafesi yaptılar ve adına da “Gümüş Kafe” deyip, büyük icraatmış gibi açılışını yaptılar.
Allah akıl fikir versin…
Erbakan Hocamız’ın 70 sene önceki ufkuna bak, bir de bunların 2026’daki ufkuna bak…
……………………………………………..
Bu yaz "Köyde Refah Var" seferberliğiyle sahadaydık, üreticimizle omuz omuzaydık!
Mazotun litresi 78 liraya, DAP gübrenin tonu 42 bin liraya fırlamışken, çiftçinin gübresine bir haftada 3 defa zam gelirken köylümüz ne yapsın?
Maliyetler katlanıyor, tarlada ürün fiyatları ise yerlerde sürünüyor!
- Manisa’da dalında 20 lira olan üzüm, markette 100 lira!
- Aydın’da 50 liraya toplanan incir, tezgâhta 200 lira!
- Niğde’de dalında 10 liralık elma, pazarda 70 lira!
- Tarlada 3 liraya alıcı bulamayan domates, rafta 50 lira!
Tarlada köylüyü eziyorlar, markette milleti eziyorlar! Çiftçinin alın teriyle ürettiği mahsulün fiyatı bu kadar düşükken milletimizin ödediği fiyat neden düşmüyor?
Sofradaki yangın niye sönmüyor?
Çünkü tarlada üreticiyi ezen, markette de tüketiciyi ezen bir rant düzeni var!
Eurostat raporuna bir bakalım! Rakamlar yalan söylemez! Türkiye yıllık gıda enflasyonunda yüzde 37,6 ile açık ara Avrupa şampiyonu!
Komşumuz Gürcistan’da gıda enflasyonu sadece yüzde 4,9; Türkiye, Gürcistan’ı neredeyse 8’e katlamış!
Avrupa Birliği ortalaması binde 6; bizdeki pahalılık Avrupa’nın tam 62 katı!
Avrupa’da gıda fiyatları düşerken bizim insanımız neden dünyanın en pahalı ekmeğine, etine, peynirine mahkum?
Sırça Saraylarda oturup millete sabır edebiyatı yapanlar sofradaki bu yangını görmüyor da onun için!
- Mutfaktaki bu yangının üstüne, yaklaşan okul sezonu dar gelirli veliyi büsbütün çaresiz bırakıyor.
Kırtasiyede sırt çantasından boya setine zamlar yüzde 50’ye dayandı; en mütevazı okul forması 2.500 lira, yıllık servis faturası 90 bin lirayı buluyor!
Asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir memlekette iki evlat okutmanın sadece servis maliyeti 100 bin liranın üzerinde.
Bu dramatik tablonun ekonomi bilimindeki adı teknik iflastır. Bu iflasın sorumlusu da mevcut iktidardır.
Bu iktidar değişmeden ekonomideki bu gidişat değişmez…!!
Bu yangını söndürecek tek adres ise Millî Görüş’tür, Yeniden Refah’tır..!!
DEVLETİN KASASINDA BİR DELİKLİ KURUŞ BİLE KALMADIĞI, RESMİ GAZETEDE CUMHURBAŞKANI İMZASIYLA İLAN EDİLDİ
15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün de dahil olduğu; 2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol, 2 Çevre Yolu’nun 30 yıllığına özelleştirilmesi ile ilgili karar 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazetede Cumhurbaşkanının imzası ile yayınlandı.
Özelleştirilmesi kararlaştırılan 12 ulaşım varlığının yıllık kârı yaklaşık 600 milyon dolar. Bu hesaba göre 30 yıllık kârı 18 milyar dolar.
30 yılda kazanılacak bu 18 milyar dolar nedir?
18 milyar dolar, 2026 yılının sadece ilk 4 ayında ödedikleri faize denk gelmektedir.
Peki 30 yıllık kârı 18 milyar dolar olan bu köprüleri ve yolları kaça satacaklar? 5 milyara mı 6 milyara mı? Böylelikle imtiyazlı holdinglere peş keş çekmiş mi olacaklar ? Bunu hep birlikte göreceğiz…
Ancak artık şu bir gerçek ki vatandaşın vergileriyle ödenen, bin bir emekle yapılmış, amortismanını tamamlamış, sadece kâr üreten ulaşım varlıklarımız satışa çıkarılıyor.
Anlıyoruz ki hazinede bir delikli kuruş bile bırakmadılar. İsraf, şatafat ve imtiyazlı holdingleri ihya etme ve faiz ödemeleri için paraları kalmadı. Kamuya ait satacak arsa, maden sahası ve orman arazisi de kalmadı.
Ama iş, Özal döneminde, Demirel döneminde yapılan köprüleri satmaya gelmişse, vay bu ekonominin haline, vay bu ülkenin haline diyoruz.
KAPANIŞ VE TEŞKİLATA ÇAĞRI
Kıymetli il başkanlarım,
Millî Görüş’ün şanlı neferleri, uç beyleri...
Tabloyu hep birlikte çizdik: mutfakta yangın, gençlikte umutsuzluk, ekonomide derin bir buhran var!
Çıkış yolu; faiz lobilerine teslim olan rant ekonomisinde değil, Millî Görüş’ün üretime, istihdama ve Ağır Sanayi ve Teknoloji Hamlesi’ne dayanan Adil Düzeni’ndedir.
Bizler; borçsuz, zamsız ve vergisiz yıllık 150 milyar dolarlık kaynak üretecek “Millî Kaynak Paketlerimizle” bu ülkeyi yönetmeye hazırız.
Makam ve rakam için değil, Allah rızası için çalışan kadrolarımızla bu ülkeyi yönetmeye hazırız.
Buradan, bu salondan ilan ediyoruz: İŞ BAŞA DÜŞTÜ!
- Ekonomide Adil Düzen diyeceğiz; borç-faiz- zam sarmalını yıkacağız ..!!
- Manevi Vatan Müdafaası diyeceğiz; "Önce Ahlak ve Maneviyat" bayrağını en tepeye dikeceğiz..!!
- Milli Görüş’ün Şahsiyetli dış politikasını uygulayacağız..!!
- Paylaşımda adaleti, yönetimde adaleti, yargıda adaleti sağlayacağız..!!
Hep birlikte ayağa kalkma vaktidir!
Sokakları, mahalleleri boş bırakmayacağız.
Gidilmedik kapı, sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız!
İŞ BAŞA DÜŞTÜ!
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır!
Önümüzdeki ilk seçimlerde, milletimizin teveccühüyle Yeniden Refah Partimizi iktidara taşıyacağız inşallah!
Milletimizi çekmekte olduğu maddi ve manevi sıkıntılarından Milli Görüş’le kurtaracağız inşallah!
Gününüz hayırlı, gazamız mübarek olsun!
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.